Us Düşün ve Ötesi
SAYGIDEĞER OKURUMUZ

Ülkemizde bilginin ulaşılması ve üretilmesiyle ilgili sorunlar olduğu gerçektir. Bu sorunlar temelde var olan bilgiye ulaşmak, yenilerini üretmek, işlevsel kılmak, biriktirmek-korumak ve sürekliliğini sağlamakla ilgili gelenekselleşmiş yöntemlerimizin olmamasından kaynaklanmaktadır.

Osmanlı devrinin, doğu kökenli, elitist divan kültürünün toplumla gerekli ve yeterli bağları kuramamasının sonucunda, üretilen bilgi toplumsallaşamamış(*) ve sürekliliğini sağlayamamıştır. Aynı olgu Cumhuriyet tarihinde, batı kökenli, elitist akademik kültür şeklinde gerçekleşmiş ve sonuçları bakımından Osmanlı devrindekinden hiç de farklı olmamıştır.

Cumhuriyet tarihimiz boyunca, doğru bilgiye ulaşmanın tek yolunun ve yönteminin akademik yöntem olduğu düşünülmüştür ve düşünülmektedir. Öte yandan bu yöntemin, toplumun kendi sürecinin bir ürünü olmaması nedeniyle; yöntem bir yaşam biçimi olmak yerine, yalnızca özel olanaklarla öğrenme şansına sahip elit bir kesimin aracı olarak kalmıştır. Yaşamın somut gerçeklerinden kopuk ve uzak; soyut ve edilgen bir araç olarak varlığını sürdürmektedir.

Bütün bunların doğal sonucu olarak üretilen bilgi de, genellikle, toplumun gereksinmelerine yanıt verebilecek bilgi olmamış, olsa da aradaki dil farklılığından dolayı toplum adına işlevsel kılınamamış, toplumsallaşamamıştır.

Yöntemin ve ürünlerinin bu niteliği sonunda yöntemin tıkanmasına, kısırlaşmasına neden olmuştur. Kurumların bunca çabalamaları sonunda üretimlerinin toplumsallaşamaması, bir yandan toplumun kurumlara ve yönteme olan güvenini ve saygısını sürekli aşındırırken; kurumlar da toplumdan kendileri için gerekli olan geri beslemeyi alamamışlar, üretimlerini ve dolayısıyla kendilerini işlevsel ve sürekli hale getiremez durumda bulmuşlardır.

Akademik yöntemin tek yol olması önyargısı, toplumun kendine has, geleneksel bilgi üretme yöntemlerine karşı tümüyle kayıtsız kalınmasına neden olmuş, bunların çağdaş bilgiye ulaşmak ve üretmek için tamamen geçersiz yöntemler olması savıyla yadsınmıştır. Halbuki aynı dönemde toplum, yalnızca kendi yöntemleriyle üretilmiş olan bilgiyi algılayabilmiş ve sindirebilmiştir. Ancak, yöntemlerin sözü edilen ön yargılardan dolayı, çağdaş, evrensel bilgiyle iletişimin kesilmesi nedeniyle; yöntem kendini yinelemekle kalmış, gerekli gelişmeyi ve entegrasyonu (bütünselleşmeyi) sağlayamamıştır.

Bilginin sürekliliği, o bilgiyi üreten topluluğun (kurumun) sürekliliğine, topluluğun sürekliliği ise bilginin sürekliliğine bağlıdır.  Bilginin kendisi ise toplumsal bir olgudur. Toplum olmaksızın bilgi gereksinmesi dolayısıyla bilgi de olmaz. O halde, son erimde, hem bilginin hem de bilgi topluluklarının süreklilikleri, ürettikleri bilgilerin toplumsallaşmasıyla olanaklıdır. Bilginin toplumsallaşması ise bir yöntem sorunudur. Yöntemin veya yöntemlerin birer bilgi olarak toplumsallaşması sorunudur.

Sözü edilen bütün bu sorunların farkında olan bireyler olarak, çözüm yolları araştırma, üretme ve önerme sorumluluğumuzun olduğunu düşünüyoruz. Ancak, bilginin bireysel olmaktan çok, toplumsal, yani kurumsal bir olgu olduğunun da farkındayız. Tüm bunların bilincinde olarak yukarıda söz edilen niteliklerde; birer bilgi olarak bilgi üretme yöntemlerinin, bilginin ve bilgiyi üreten topluluğun (kurumun) sürekliliğini  gerçekleştirebilecek bir “Bilgi Topluluğu” oluşturmak amacıyla bir vakıf kurmuş bulunuyoruz.

İsmini  Anadolu Aydınlanma Vakfı” koyduğumuz “Bilgi Topluluğu’nun amacı: Anadolu kültür mozayiği içinde oluşan ve değişen düşünce ve kavramların bütün boyutlarıyla anlaşılmasını, diğer evrensel öğretilerde yer alan kavramlarla olan ilişkilerinin kurulmasını ve bu suretle aydın insanın düşünce yönteminin ve düşünce aletlerinin tanımlı ve işlevsel kılınmasını sağlayarak, bireyin kendini yeniden üretebilme ve gerçekleştirebilmesine katkıda bulunmaktır. Bu amaç doğrultusunda, var olan bilgilere ulaşmak, yenilerini üretmek ve üretilen bilgiyi toplumsal kılmak için geçerli yöntemleri araştırmak ve üretmek; üretilmiş ve üretilecek olan bilgileri toplamak, biriktirmek, korumak ve toplum hizmetine sunmaktır.

(*) Bilgiden ve bilginin toplumsallaşmasından ne kastedildiğini irdelemek gerekir: Sahip olunduğu taktirde (birey, topluluk veya toplum tarafından) çevreyle ve kendisiyle ilişkilerinde davranış değişikliğine neden olabilme yetisine sahip kavramlar; toplumsallaşabilen bilgilerdir. Yani, elde edildiğinde, olay ve olgulara karşı gösterilen tepkileri değiştirme gücüne sahip olan kavramlardır. Davranış değişikliğine neden olmayan bilgi, toplumsallaşamayan; dolayısıyla büyük bir olasılıkla, yitmeye, yok olmaya mahkûm olan bilgidir.

SAYILAR

AYDINLANMA SORUNU SAYI 1
EĞİTİM SORUNU SAYI 2
DİL SORUNU SAYI 3
YÖNTEM SORUNU SAYI 4
KÜLTÜR SORUNU SAYI 5
DEĞERLER SORUNU SAYI 6
İLETİŞİM SORUNU SAYI 7
TARİH BİLİNCİ VE KİMLİK SORUNU SAYI 8
ESTETİK SORUNU SAYI 9
AHLAK SORUNU SAYI 10
SIK OKUNAN YAZARLAR

  • Aykut YAZGAN
  • Cengiz ERENGİL
  • Metin BOBAROĞLU
  • İhsan FAZLIOĞLU
  • İzzet ERS
  • Burhan OĞUZ
  • Dücane CüNDİOĞLU
  • Doç. Dr. Haluk BERKMEN
  • Prof. Dr. Mehmet ÖZER
  • Kaan DEMİRDÖVEN
  • Kebir HELMINSKI
  • Ahmet ÜMİT
  • Sunay AKIN
  • GERÇEKLERİ BİLEN…

    "Dünyada, ulusun bağrında özgür bir birey olmak gibi mutluluk var mıdır?

    Gerçekleri bilen, gönlünde ve özünde tinsel ve kutsal tatlardan başka tat bulunmayan kişiler için, ne denli yüksek olursa olsun, nesnel makamların hiç bir değeri yoktur."

    GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

    1922
    SÖYLEV - 5. Bölüm


     SAYI 1 |  SAYI 2 |  SAYI 3 |  SAYI 4 |  SAYI 5 |  SAYI 6 |  SAYI 7 |  SAYI 8 |  SAYI 9 |  SAYI 10 |

    US DÜŞÜN VE ÖTESİ bir ANADOLU AYDINLANMA VAKFI yayınıdır..


    designed by denizdemirdöven
    http://www.denizdemirdoven.com